BU WEB SİTESİNDE PAYLAŞILAN YAZILAR KİLLİK HUKUK BÜROSUNA AİTTİR VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KAPSAMINDA KORUNMAKTADIR. İZİNSİZ KOPYALANAMAZ.

 

Paylaşılan blog yazıları -Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğine uygun şekilde- sadece müvekkillerimizle bilgi paylaşma ve mesleki makalelerimizi ve düşüncelerimizi yayınlama amacı ile hazırlanmıştır.

 

21. Hukuk Dairesi 2018/3158 E. , 2019/1410 K.
“İçtihat Metni”

Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,

2- Dava, 19/08/2011 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan davacı kazalının maddi ve manevi zararlarının, diğer davacılar eş ve çocuklarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, davacı kazalının maddi tazminat talebinin kabulü ile 92.299,48 TL’nin, davacı kazalı ve diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı kazalı için 15.000,00 TL, davacı eş için 10.000,00 TL, diğer davacı çocuklar için ayrı ayrı 5.000,00 TL’nin kaza tarihi olan 19/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, Davacının davalıya ait işyerinde çalışırken, gözünden yaralanmak suretiyle, kesinleşen maluliyet tespiti davasına göre %45,2 oranında malul kaldığı, iş kazasının gerçekleşmesinde davalının %70, davacının ise %30 oranında müterafik kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.

Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.Bu açıklamalar doğrultusunda davacı kazalının lehine takdir edilen 15.000 TL manevi tazminatın az olduğu açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 27/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.